Bu site tamamen kendini tatmin amacıyla kurulmuştur. İçerik hoşuna gitmediyse kapı sağ üst köşede bilgine..
when you try your best but you don't succeed
when you get what you want but not what you need
when you feel so tired but you can't sleep
stuck in reverse
banner
 

Papatyaya ait en güzel hikayelerden biri sarı papatya ve kelebeğin hikayesi...

11.09.2019

Günlerden bir gün uzak diyarlarda küçük bir tırtıl dünyaya gelir. Doğal  güdüleri sayesinde ilk olarak beslenmeye başlar tırtıl. Belirli bir büyüklüğe gelene kadar her bulduğunu yemiş, küçük tırtıl. Koza örebilecek büyüklüğe geldiğinde, kendine güvenli bir yer bulmuş ve kozasını örmeye başlamış. Ördüğü kozanın içerisinde uzunca süre kalarak büyümeye devam etmiş. Küçük tırtıl kozasının içerisinden çıkarken, artık rengarenk bir kelebek olarak çıkmış. Minik kelebek uçuyor olmanın mutluluğu ile oradan oraya uçmaya başlamış. Ormanın her yerini karış karış uçarak gezmiş. Dağlar tepeler aşmış ve birçok vadilerden geçip gelmiş. Son olarak yemyeşil ve rengarenk çiçeklerin olduğu bir vadiye gelerek orada kalmaya karar verir. Derken, etrafı şaşkın şaşkın izleyen kelebek bir de ne görür! Muhteşem bir çiçek. Daha yanına yaklaşmadan yüzlerce çiçeğin arasından gözüne çarpar ve yanına giderek tanışmayı ister. Yüzlerce rengarenk çiçeğin üzerinden geçerek muhteşem çiçeğin yanına gelir. 

Merhaba demiş kelebek, sizi uzaktan gördüm ve yanınıza tanışmak için geldim. Papatya nazlı nazlı süzülerek merhaba hoş geldin demiş. Böylece kelebek ve papatya tanışarak konuşmaya başlamışlar.

Kelebek, papatyaya hayat hikayesini anlatmış. Nereden geldiğini, hangi dağlardan, tepelerden ve vadilerden geçtiğini teker teker anlatmış.

Papatyada, kelebeğe hayatını anlatmış ve birbirlerinden hoşlanmaya başlamışlar. Kelebek bütün zamanını papatyanın yanında geçirmeye başlamış.

Gece olunca birlikte yıldızları izleyipateş böceklerinin danslarını seyretmişler. Gün ağarmaya başlayıp, güneş çıkınca kelebekte kanatlarıyla papatyayı, güneşin yakıcı sıcağından korumuş. Kelebek papatyayı çok sevmiş.

Kelebek papatyayı öyle çok sevmiş ki, biran bile yanından ayrılmak istememiş ve ayrılmamış.

Kelebek, papatyanın da onu sevip sevmediğini merak ediyormuş. Ama cesaret edipte papatyaya bir türlü söyleyememiş. Duygularının karşılığı olmayacağından korkarak, papatyayı kaybetmekten korkuyormuş.

Kelebek ve papatya birbirlerinin yanında birbirlerinin aşkından habersiz, kendi içlerinde aşklarını yaşamışlar. Bolca sohbet ederek.

Böylece saatler saatleri kovalamış, günler geçmiş ve kelebeğin zamanı dolmaya başlamıştır. Gücü gittikçe tükenmeye başlamış ve zamanın geldiğini anlayınca papatyaya dönmüş ve ”Üzgünüm ama senden artık ayrılmam gerekecek” demiş.

Papatya buna hiçbir anlam verememiş. ”Neden” demiş. ”Yoksa benim yanımda mutsuz musun?” Hayır demiş kelebek. ”Bilakis sen benim hayatıma anlam kattın. Ama biz kelebeklerin ömrü sadece 3 gündür” diyebilmiş.

Ve bende ömrümü senin yanında en güzel şekilde tamamladım ve artık hiç kaybolmayacağım bir yere gitme vakti geldi. Gitmem gerek, gitmeliyim demiş.

Papatya bu duruma çok üzülmüş, kahrolmuş ama yapacak bir şeyin olmadığını anlamış. Gidecek birinin önünde durulmaz ki. Elinden hiçbir şey gelmeden çaresizlik içinde baka kalmış.

Kelebeğin gücü tamamen bitmiş ve son bir gayretle papatya sadece ”Seni seviyorum” diyebilmiş. Ancak papatya donakalmış ve sadece ”Bende…” diyebilmiş kelebeğin arkasından. Ardından da gözyaşlarına boğulmuş.

Papatya kahrolmuş, keşke daha önce bilseydim de söyleseydim demiş.

Papatya, sevdiğinin onu sevdiğini bilmeden geçirdiği günlerin acısına dayanamamış. Bir süre sonra papatyanın yaprakları solmaya ve daha sonrada dökülmeye başlamış.

Her düşen yaprakta ”Seviyormuş” diye geçirmiş içinden.

İşte o günden beri bunu bilen aşıklar, sevdiklerine soramadıklarını, papatyalara sormuşlar.

”Seviyor mu?, sevmiyor mu?…”

Gösterim : 34
Aşağıdaki formu kullanarak yorum yazabilirsiniz